SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ YATIRIMI RİSK AÇISINDAN EN AZ RİKE SAHİP OLAN BİR YATIRIM KONUSUDUR

Pek çok farklı konularda yatırımcıya sağladığı, avantaj ve kolaylıklar sebebiyle, girişimciler için yatırım yapılacak gözde sektörler kategorisinde değerlendirilen su ürünleri yetiştiriciliği, ülkemizde oldukça hızlı gelişerek her geçen gün daha yaygın hale gelmektedir.
Yatırımın karlılığı, ihracat kolaylığı gibi ekonomik getiriler bir tarafa bırakılsa dahi, işin kendisi, yatırımcıya sunduğu doğayla iç içe çalışma ortamı ve bunun sonucunda elde edilen sağlıklı, huzurlu yaşam şartları bile yeni girişişmciler için bu konuda yatırım yapmaya yönelten  çok cazip bir sebep olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yeni bir iş kurmak isteyen her yatırımcının en çok cevaplanmasını beklediği konu “ en az risk taşıyan, en çok kar getiren iş sahası nedir? “ sorusudur. Ancak yatırımcılar şunu hiç bir zaman unutmamalıdırlar ki, risk taşımayan hiç bir iş konusu yoktur. Risk diye genel olarak adlandırdığımız olgu aslında zaman, yer, talep, rekabet, moda, yeni ürün ve icatlar, ülke ve dünya ekonomisi gibi maddesel ve rakamsal değişkenlerden oluştuğu gibi, aynı zamanda kültürel, politik, psikolojik ve sosyal kavramların da etkisinde kalarak sürekli değişkenlik gösterebilir. Bu doğrultuda girişimciler bir yatırımın riskini değerlendirme aşamasında, yapacakları işin risk faktörünü formüle eden tüm bu değişkenleri dikkate almak zorundadırlar. Risk faktörünü şekillendiren değişkenlere zaman içinde yeni konular da eklenmektedir. Örneğin son zamanlarda girişim danışmanlarının ele aldığı “ fizyolojik etkenler  “ de risk hesaplarında dikkate alınmaya başlandı. Yine, “ politik yönetişim “ ve “ sosyal psikoloji “ kavramlarını gelişen ve yeni oluşturulan risk fakörlerine örnek olarak verebiliriz.
Sağlıklı, bedensel ve ruhsal açıdan kaliteli yaşam sürebilmek, özellikle büyük şehir karmaşası içinde yoğun bir iş ve sosyal hayatın içinde olanlar için çok özlenen bir durum olması sebebiyle, yeni yatırımlara yönelmek isteyen girişimcilere doğa ile iç içe, işini yaparken hem sağlık ve huzuru yakalamak, hem de keyifli ve berrak düşüncelerle işini yönetmek adına su ürünleri yetiştiriciliği tavsiye edilmektedir. Ayrıca bu sektörün günümüzde büyük ilgi görmesi ve oldukça güncel olmasının yanı sıra, ülkemizin 3 tarafı denizlerle çevrili olan coğrafi konumu su ürünleri yetiştiriciliği için son derece elverişli bir imkan sunmaktadır. Bu sektörde iş kurmak isteyen yatırımcılara ışık tutmak için ön bilgi niteliğinde su ürünleri yetiştiriciliği hakkında aşağıda kısaca bilgiler vermek istiyoruz.
DÜNYAMIZI ÇEVRELEYEN KİRLİLİK TEHLİKESİ, SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ İÇİN BİR KAPI ARALADI
Dünya kaynaklarının hızla kirletilmesi, bilinçsiz kaynak kullanımı, sadece kar oranlarına odaklanarak, çevre faktörünü göz ardı eden sanayi kuruluşları bugün yüz yüze kaldığımız çevresel sorunların mimarları olmuşlardır. Bu sonuçlardan payına düşeni alan deniz, göl ve akar sularda kirlilik ciddi boyutlara ulaşarak, dünya kaynakları açısından önemli bir risk seviyesine ulaşmıştır. Sıvı ve katı atıkların halen daha sulara boşaltılması her geçen gün tehlike boyutunu arttırmaktadır.
Bu kirliliğin en önemli sonuçları, sularda yaşayan canlı türlerinin hızla sayılarının azalması ve hatta bazı türlerin nesillerinin ortadan kalkması şeklinde görülmektedir. Balık türlerinin sayılarının azalması çok ciddi boyutlara ulaşmış olup, rakamsal olarak belirtmek gerekirse, büyük balıkların sayılarında son 50 yılı kapsayan sürede yaklaşık %90, küçük balık ve deniz kabuklularının sayılarında ise %30 azalma gözlenmiştir. Bu ciddi azalma oranlarında, trol ile avcılık, gelişmiş elektronik aygıtlar kullanımı sayesinde balık yataklarının kolaylıkla bulunup sınırsız avlanma gibi önemli etkenlerin de payı büyüktür. Dünya üzerindeki balık türlerinin sayıca azalmasına neden olan diğer bir etken de, küresel ısınma neticesinde doğal tabiat dengelerinin bozulması neticesinde deniz canlılarının göç yollarının değişmesi ve buna bağlı olarak ekolojik dengenin bozularak, balık kaynağının azalmasına ve hatta tamamen yok olmasına neden olmasıdır.
TÜM ÇEVRESEL OLUMSUZLUKLAR İNSAN LARIN BESLENMESİNE NASIL TESİR EDECEK?
Dünya üzerinde yaklaşık 10 milyara yaklaşan ve durdurulamayan hızlı nüfus artışı beslenme sorununu da beraberinde getirmektedir. Özellikle Güneydoğu Asya ve Çin’ de görülen yoğun nüfus artışı için Çin, çiftlikler oluşturarak hayvansal besin, özellikle de su ürünleri yetiştiriciliğine yönelmek suretiyle beslenme açığını kapatmaya çalışmaktadır. Bu çiftliklerde yatiştirilen su ürünlerinin daha değerli ve pahalı olanları ihraç edilirken, ucuz ve kolay yetişen ürünler ise iç piyasada tüketime sunuluyor. Dünya üzerinde yıllık 65 milyon tonluk su ürünü üretiminin yarıdan fazlası Çin tarafından üretilmektedir. Bu hızla üretime devam edilir ve sektör diğer bölgelerde de geliştirilirse, su ürünü yetiştiriciliği, sayısal veriler doğrultusunda  deniz balıkçılığı ve avcılığı ile aynı düzeye gelecek. Dünyada su ürünleri tüketimi yaklasık 150 milyon ton olarak gerçekleşmektedir. Bu tüketilen ürünlerin önemli bölümünü balıklar teşkil etmektedir. Global olarak bakıldığında kişi başına düşen balık miktarı 17 kilo iken, ülkemize baktığımızda bu rakam 6 kiloya düşmektedir. Oysa Avrupa’ da bir kişi 28 kilo balık tüketmektedir. Balık dışındaki su ürünlerinin tüketiminde ise rakamlar daha da düşük seviyelerde gerçekleşmektedir.
TÜRKİYE’ NİN ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ SEKTÖRÜNDE LİDER KONUMA GELMESİ BEKLENİYOR
Avrupa’ da su ürünleri yetiştiriciliği konusunda, daha çok kabuklu deniz ürünü ve yumuşakçalar üreten İspanya 290 bin tonluk üretimiyle liderken, onu az bir farkla Fransa takip etmektedir. Ancak balık yetiştiriciliği dikkate alındığında Türkiye 190 bin tonluk üretimiyle birinci sırada yer almaktadır. Ülkemizde yetiştirilen balığın iç sularda yetişen türü yoğunlukla alabalık iken, levrek, çipura gibi balıklar ise denizlerde yetiştirilmektedir. Bu yetiştirilen balıklar bir ihraç ürünü olup, yurtdışı piyasalara da satılmaktadır.
Su ürünleri sektöünde Avrupa’ daki pazar payımız yaklaşık %30 olarak gerçekleşmektedir. Yunanistan ise deniz balıklarında, özellikle çipura ve levrek balıklarında bizden  20 bin ton civarında daha fazla üretim yaparak, sektörde biraz önümüzde yer almaktadır.
SU ÜRÜNLERİ İHRACATINDA SAĞLANAN KOLAYLIKLAR VE GÜVENCELER
Ülkemizde su ürünleri yetiştiriciliğinin hızla önem kazanması neticesinde, artan üretim ihracata yönlendirilmektedir. Brüksel’ de gerçekleşen Su Ürünleri Fuarı’ na ülkemizden 15 firmanın katılımı tanıtım açısından oldukça verimli geçmiştir. İçinde bulunduğumuz yıl için öngörülen hem avcılık hem de üretimi kapsayan su ürünleri ihracatı rakamı 500 milyon Amerikan Doları’ dır. İhraç edilen ülke sayısı ise 65 olup, tüm bu veriler Türkiye’ yi bu sektörde lider konuma taşımaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz 500 milyon Amerikan Dolar’ lık ihracat tutarının %50’ lik kısmını yetiştiricilikten elde edilmiş olan su ürünleri oluşturmaktadır. Yurtdışı pazarında en çok talep aldığımız ürünler, üzerinde ek bir işlem gerektiren büyük balıklar ve üretiminde öncü ülke olduğumuz alabalıktır. Su ürünleri yetiştiriciliğinde ülkemizin sahip olduğu en önemli avantaj ise, Akdeniz başta olmak üzere, Marmara, Ege ve Karadeniz bölgelerimizde uzanan uzun ve elverişli kıyı şeritlerimizin varlığıdır. Bu kıyı bölgelerimizde her türlü balık ve yumuşakçalar yetiştirilebilmektedir.


SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ YATIRIMI RİSK AÇISINDAN EN AZ RİKE SAHİP OLAN BİR YATIRIM KONUSUDUR
Su ürünlerine olan talebin hem ülke içinde, hem de yurtdışında oldukça yüksek olması, kısaca üreticinin sahip olduğu satış garantisi, su ürünleri yetiştiriciliğine yapılan yatırımlar için riski en aza indiren faktörlerdir. Ancak burada dikkat edilecek husus çevre kirliliği ve turizm için olumsuz koşullara sebep olmamaktır. Tesisin kurulumunu takiben kar marjı oldukça yüksektir ancak, yatırımın başlangıç aşamasında tesisin kurulacağı en elverişli yeri bulmak ve tesisin kurulması için gerekli finansmanı sağlamak yatırımcı için önemli koşullardır.
Su ürünleri yetiştiriciliğine devletin de destek ve yatırımlara sübvansiyon sağlaması yatırımcıları oldukça teşvik eden bir nokta. Bir yanda olumlu ekonomik ve finansal veriler, bir yanda ülkenin yukarıda bahsettiğimiz coğrafi özellikleri, su ürünleri yetiştiriciliği yapmak isteyen girişimcileri bu yatırım yönünde karar almaya yönlendirien unsurları oluşturmaktadır.
Avrupa’ nın lider üreticileri olan İspanya ve Fransa’ da yapılan üretimin yaklaşık %75’ ini kabuklu ürünler ve yumuşakçalar oluşturmaktadır. Bu ülkelerin üretim kapasitesi, İspanya’ da 300 bin ton ve Fransa’ nın 250 bin ton civarında gerçekleşmektedir.
Avrupa’ da kabuklu ürün ve yumuşakçalar daha fazla oranda üretilmesine karşın, ülkemizde üretim balık ağırlıklı olarak gerçekleşmektedir. İç sular da dahil olmak üzere gerçekleşen 200 bin tonluk üretimin ancak %2 lik kısmı kabuklu ve yumuşakçalardan oluşmaktadır. Daha önceki dönemlerde ülkemiz tatlı iç sularımızda yetişen kerevit ve istakoz gibi az bulunan ve değerli kabuklu ürünlerde lider ülkeler arasındaydı. Ama bugün bu ürünlerin yetişme oranı düşük seviyede kalmıştır.
Ülkemizi çevreleyen denizler yengeç, karides gibi daha çok ihraç ürünü olan lüx kabukluların yetiştirilmesi için son derece uygun sulardır. Güncel olarak balık çiftliklerinde daha çok levrek ve çipura yetiştiriciliği gözlenmekle birlikte, yetiştiriciler Avrupa’ da talep gören bazı balık türlerini de çiftliklerinde yetiştirmeye başladılar. Tatlı su kaynaklarımızda yetiştirilen alabalık ise tüm dünyada talebi olan bir tür olup, iç sularımızın sıcaklık, su rejimi gibi bu balığın üretiminde olumlu özelliklere sahip olması sebebiyle de, alabalık yetiştiriciliğinde Türkiye’ nin lider bir konuma gelmesi öngörülmektedir. İç sularda gerçekleştirilicek olan yatırımlar için maliyetler, denizde kurulacak tesislere oranla çok daha düşük gerçekleşmektedir.
Su ürünleri yetiştirmek için orta büyüklükte bir yatırım yapmak isteyen üreticilerin, daha çok iç sularda yatırım yapmaya yönelmelerini ve sektörde kurumsal yapı kazanmış olan büyük firmalardan yardım almalarını önermek isteriz.

yatırım konularında destek almak için: www.iyifikir.gen.tr adresine gidebilirsinzi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ambulans şoförü çalışma şartları ve maaşları

mennan aksoy büyük dahi